Milli güreşçi Cansu Yılmaz, enkaz altındaki 17 saatini anlattı: ‘Ölümü beklemek gibiydi’

Merkez üssü Kahramanmaraş olan depremlerden sonra yaralar sarılırken, 108 kişinin hayatını kaybettiği merkez Bağlar ilçesindeki Serin-2 Apartmanı’nda 17. saatte sağ çıkarılan milli güreşçi Cansu Yılmaz, enkaz altındaki dehşeti ’çığlık sesleri geliyordu’ diye anlattı.

Depremden önce katıldı Dünya Şampiyonası’ndan bir takım sebeplerden ötürü verdiği doping testinin 14 Mart gününde açıklandığını ve 3.’lük elde ettiğini belirten Yılmaz, şampiyonluk sevincini buruk yaşadığını dile getirdi.

Girdiği maçlar ve elde ettiği şampiyonluklar hakkında açıklamalarda bulunan Yılmaz, şöyle konuştu:

  • “Diyarbakır’da özel bir kolejde beden eğitimi öğretmenliği yapmaktayım. 8 yaşından bu yana güreşçiyim. Yaşım 10 olduktan sonra Türkiye maçlarına katıldım. 11 yaşımdan itibaren bütün milli takım kamplarında bulundum. O yaşımdan bu yana milli takım kamplarında büyüdüm. Milli sporcu olarak devam ediyorum. Türkiye Şampiyonaları’nda yeri geldi yenildim, yeri geldi yendim. Şampiyon olduğum maçlar oldu, 2. ve 3. olduğum maçlar da oldu. Bu zaman zarfında çok sakatlıklar geçirdim. Buna rağmen spor hayatıma devam etmek zorunda kaldım. Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda da defalarca bulundum.
  • Aynı zamanda Balkan Şampiyonasında da yer aldım. Depremden önce Dünya Güreş Şampiyonasına katıldım. Düzenlenen maçta 3. olduğumu biliyordum ama bazı sebeplerden kaynaklı doping testi vermek zorunda kaldık. Bizler için derecelendirmeyi buna göre yapacaklardı. Bizler o derecelendirmeye girdikten sonra 3’üncü olduğuma emindim, ama yine de sevinemiyordum.”

“ARKADAŞIMIN KOLUNDAN ÇIKTIĞIM GİBİ HAYAT ÜÇGENİ ARASINA GİRDİK”

Serin-2 Apartmanı’nda 4. katta oturduğunu ve o binada aynı evde kaldığı iki arkadaşını kaybettiğini ifade eden Cansu Yılmaz, “Pazar gecesi tekrardan Diyarbakır’a geldik. Telefonlarımıza kentteki yağıştan ötürü okulların sonraki gün tatil edileceği bilgisi gelmişti. Arkadaşlarım da yoldan geldiğim için benimle zaman geçirmek istiyordu. Bir arkadaşımla benim odamda otururken iki arkadaşım da diğer odada uyuyordu. Oda arkadaşımla birlikte saat 04.15’e kadar film izledik. Daha sonra telefonu koydum yatağıma, gözlerimi kapatmaya başladım. Arkadaşım da aynı odada yer yatağında uyuyordu. Bir anda sallandığımızı hissettim ama kedimin olduğunu sandım. Sonra gözümü açtığımda kedi etrafımda yoktu, duvarın çatırdadığını görüyorduk. Arkadaşımın kolundan çıktığım gibi hayat üçgeni arasına girdik. Serin-2 Apartmanı Diyarbakır’da ilk çöken binalardandı” diye konuştu.

“ENKAZ ALTINDAKİ 17 SAAT ÖLÜMÜ BEKLEMEK GİBİYDİ”

Milli takım sporcularından 100’e yakın arkadaşının hayatını kaybettiğini dile getiren Yılmaz, yaşananları şu sözlerle anlattı:

  • “Binamız çöktükten sonra çığlık sesleri, ağlayan bebek sesleri, geliyordu. O derece binada oturanların sesini duyuyordum. İki arkadaşımdan zaten hiç ses gelmiyordu. Parmağım daha önce de kırıktı. Elimin üzerine enkaz taşları düşünce tekrardan işlev görmemeye başladı. Enkaz altında sadece çaresizce bekliyorduk. Aradan 17 saat geçtikten sonra çıkarıldık. O 17 saat ölümü beklemek gibi bir şeydi. Ölümle yaşam arasında gidip geliyordum. Ya hiç kurtulamazsam ya ölürsem gibisinden kendimce söyleniyordum ama çok şükür arkadaşımla birlikte 17 saat sonra sağ çıkarıldık.
  • Deprem bölgelerinde de toplam 100’ün üzerinde güreşçi arkadaşım hayatını maalesef kaybetti. Milli takımda beraber ter döktüğüm arkadaşlarım da hayatını kaybetti. Ben tedbirli olduğum için direkt arkadaşımla hayat üçgenine geçtik. Yatak ile dolap arasında kaldık. Arkadaşlarımız diğer odada uykuda oldukları için onlar kurtulamadı. Defalarca seslendim ama sesleri gelmiyordu. Öğrendiğimiz tek şey hayatlarını kaybetmeleriydi. Biz 4’üncü kattaydık, o sarsıntıda inemezdik.”

Depremde parmağından yaralanarak sağ çıktığını ve tedavisinin sürdüğünü anlatan Cansu Yılmaz, “Hastanede bir hafta kaldım. Bir hafta sonrasında çıktım ve parmağımın tedavisi için Siirt’te bir hastaneye sevk edildim. 3 haftadır parmağımdan tedavi görmekteyim. Her ne kadar maçta 3. olsam da mutlu değilim. Çünkü o kadar vefat eden arkadaşımız varken yaptığım derecenin mutluluğunu yaşayamıyorum. O psikolojiyi atlatırız ama bir yerlerimizde buruk olarak kalacak. Çünkü şu an sürekli oturduğum evde deprem olacak hissiyle yaşıyorum” ifadelerinde bulundu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*